TEKİRDAĞ TURİZM


Tekirdağ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

 Video izlemek için fotoğrafı tıklayınız
Tekirdağ İlinin Turizm Potansiyeli
Marmara denizine 100 km.den fazla kıyısı olan ve bundan dolayı haklı olarak Marmara’nın İncisi unvanıyla anılan ilimiz, sahip olduğu doğal güzellikleri ve barındırdığı kültürel varlıklarıyla turizm açısından göz ardı edilemeyecek avantajlara sahiptir.

Avrupa’yı Asya kıtasına bağlayan E80 (TEM), E84 ve D-l00 karayolları ile 56 km.lik demiryolu ağının ilimiz sınırları içerisinden geçmesi, ilimizde büyük bir ulaşım kolaylığı sağlamaktadır. Uluslararası statüye sahip, Çorlu Hava Limanıyla çağdaş limancılığın gereği olarak tüm hizmetlerin verildiği, İlimiz Merkez ilçedeki Akport ve M.Ereğlisi ilçesindeki Martaş limanları, hava ve deniz ulaşımına verilen önemi yansıtmaktadır.
İlimiz, Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Rakoczi Müzesi, Namık Kemal Evi, Osmanlı dönemine ait camileri, çeşmeleri, Karacakılavuz El Dokumaları, Kiraz Festivali, Bağbozumu ve Tepreş Şenlikleri, doğal plajları, doğa harikası Çamlıkoy’u (Kastro) ve diğerleri ile bir tarih ve turizm kentidir.
Özellikle yaz aylarında plajları ve eğlence yerleriyle bir eğlence merkezi olma yönünde hızla ilerleyen Kumbağ Beldesi ile yeşil bağları, zeytin bahçeleri, sahilleri ve şaraplarıyla ünlü Şarköy ve Marmara’nın Efes’i olarak anılan adeta bir açık hava müzesi görünümündeki antik ilçesi M. Ereğlisi ilçesi ve bağlı beldeleri önemli tatil merkezlerimizdendir Yeme-içme, eğlence ve konaklama tesislerinin, ikinci konutlarının çok olması, bu yörelerimize turizm sezonu içerisinde hareket ve canlılık getirmektedir.
Diğer yandan, Tekirdağ Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi ve ilimiz Merkez ilçe ile M.Ereğlisi, Çorlu ve Şarköy ilçelerinde bulunan Meslek Yüksek okullarının Turizm Otelcilik bölümlerinde, Türk turizmine yetişmiş eleman kazandırılmaktadır.
Dünya turizm sektörünün yeni turizm stratejisi olan “Eko turizm kapsamında, Valiliğimizce de çalışmalar sonucunda, ilimizin doğal yapısı ve mevcut potansiyeli de göz önüne alınarak, İlimiz sınırları içerisinde sportif turizmi faaliyetlerinin uygulanmasına esas olmak üzere, Kumbağ Beldesi, Yeniköy, Uçmakdere ve Gaziköy arasındaki köy-orman yolu, gerekli düzenlemeler ile Trekking (Yürüyüş) Parkur Alanı olarak belirlenmiştir. Yine Uçmakdere,ve Yeniköy arasında kalan sahanın yamaç paraşütçülüğüne çok uygun olduğu tespit edilmiştir.

Tüm dünyada olduğu gibi, dinamik bir yapıya sahip olan, hızla büyüyen ve diğer sektörlerin de gelişmesine yardımcı olan turizm sektörü, ülkemizde de öncü ve dinamik bir yapıya kavuşmuş olup, ilimizde de gereken ilgiyi görüp, güçlü bir yapıya kavuşması, kaçınılmaz bir süreçtir.

Bu turizm olgusu içinde Mayıs/2011 ayı sonu itibariyle ilimizde, turizm işletme belgeli 15 adet konaklama, 7 adet yeme-içme, 1 adet günübirlik tesis ve 28 adet seyahat acentası olmak üzere toplam: 51 adet Turizm İşletmesi Belgeli tesis mevcuttur.

Video izlemek için fotoğrafı tıklayınız
KUMBAĞ
Kumbağ, Tekirdağ ilinin Merkez ilçesine bağlı bir beldedir.
Tarihçe: Kumbağ,Ganos Dağlarının Marmara Kıyısına kurulmuş küçük bir beldedir. Balkan Savaşı 1913 öncesinde 600 haneli ‘Kumbos’ isimli küçük bir rum balıkçı köyü iken 1923 yılına kadar devam eden sürede Yunanistan,Bulgaristan ve Yunanistan ve Romanyadan göçmenler iskan edinmiş.1993 Yılında belediye olma hakkını edinerek belde olmuştur.1994 yılında yapılan genel seçimlerinden bu yana Belediye olup, ilk 2 dönem DYP Kazanmıştır
28 Mart 2004 seçimlerinde yönetime CHP’den Başkan Seçilmiştir.
2009 yerel seçimlerinde Belediye Başkanı Anavatan Partisinden Hüseyin UZUNLAR seçilmiştir.
Kültür Beldenin kültürü hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.Tek bilinen eskiden sadece küçük bir rum balıkçı köyü olduğudur.

Coğrafya: Tekirdağ merkezine 15 km uzaklıktadır. Kumbağ,deniz seviyesinden 13 metre yüksektedir.Coğrafi konumu 40.868156 enlem ve 27.457108 boylamdır.Yükseltileri Fazladır.
Özellikler Beldemiz özellikle İstanbul’a yakınlığından dolayı İstanbul’dan gelen ziyaretçi sayısı fazladır.Bunun dışında başka ülkelerden gelenler de vardır.Almanya ve Belçika’dan gelenler fazladır.Yaz aylarında beldemizi sörfçüler sever.Yaz aylarında rüzgar sörfçülerin seveceği tarzdandır.Ayrıca Tekirdağ Köftemiz ve Tekirdağ Rakımız meşhurdur.İstanbul ile Tekirdağ [Kumbağ] arasında 160 Km vardır ve yolculuk 1 saat 45 dakika sürer (100 km/h ortalama hız ile).

İklim: Köyün iklimi, Marmara iklimi etki alanı içerisindedir.
Ulaşım: İstanbul’dan kolay ulaşımın yolu E6 otobanıdır. Mahmutbey 72 km’lik otoban kınalı gişelerine kadar iyi bir yolculuk yapmanızı sağlar. Kınalıdan itibaren 61 km sahil yolunda Marmara ereğlisinden geçerek Tekirdağ’a ulaşırsınız. Tekirdağ çıkışında bulunan kavşaktan kumbağ yönüne saptıktan sonra 16 km sonra KUMBAĞ’da olmuş olursunuz.

Denizi: Kumbağ Sahil Denizi Genellikle Çok Temizdir.Kumbağ Denizinin Temziliğinden Dolayı Uluslar Arası Mavi Bayrak (Temiz Su-Deniz) Ödülü Almıştır. Ailelerin Tercih Ettiği Kumbağ Beldesi Marmara’nın Parlayan İncisi Olarak Adlandırılır.Altın Kumu, Masmavi Denizi ve Yemyeşil Ormanıyla Keşfedilmeyi Bekleyen Bir Cennet.
Altyapı bilgileri: Beldede İlköğretim Okulu vardır. Kanalizasyon şebekesi malesef yoktur. Vidanjörün ne olduğunu ilk burada öğrendim. hiç bir banka şubesi bulunmayan şirin beldemizde sadece bir adet bankamatik vardır (garanti bankamatik). PTT şubesi önceden vardı fakat 2011 itibariyle kapatılmıştır. İçme Suyu Şebekesi vardır fakat temiz aktığı hiç görülmemiştir. millet çayını çorbasını yapabilmek için sokaklardaki çeşmelerden su almaktadır. Elektrik hafta sonları yoğunluktan ve orta şiddetteki bir rüzgardan kesilmektedir. Ayrıca beldedeki yol Asfalt olup (bazı yerlerinde topraktır), beldede sabit telefon vardır. 2002 yılından beri internet hizmeti de verilmektedir.GSM için baz istasyonu bulunmaktadır. Ayrıca Tekirdağ Çocuk Esirgeme Yurdu Burada Bulunmaktadır. Hafta sonları gelen tatilcilerin karşılaşabileceği en büyük kabus trafik çekicileridir.

MARMARA EREĞLİSİ

BASTONLU DEDE
Bu Türbede yatan Mübarek zatın ismi Osman ÇELEBİ´dir.(Halk arasında Bastonlu Dede olarak bilinir.)Doğum tarihi bilinmemektedir.Miladi 1660 yıllarda, o dönemlerde nüfusunun çoğunluğu gayrlmüslim olan bu bölgeye irşad Müslümanlığı öğretmek ve yaymak vazifesi ile gelmiştir.Hicri 1150-Şaban ayının 25inde miladi 1729 yılında vefat etmişlerdir.Yıllar önce bu caddede başlayan yol yapım çalışması sırasında kabrinin kaldırılması gündeme geldiğinde manevi gücü karşısında kabrinin kaldırılamadığı dozeri kullanan kişinin rüyalarına girmiş ve mezarın yerine bırakılması gerektiğini o kişiye söylemiş daha sonra türbenin sağınınve solundan yol geçmiştir.Mevcut mezarlık türbeye dönüşmüştür.Bastonlu dedenin veli,sofu ve Allah dostu bir insan olduğu halk arasında biliniyor.Bazı insanların rüyasına girerek bastonu ile onları namaza kaldırdığı için “BASTONLU DEDE” türbesi olarak anılmaya başlandı.
TURİZM  İstanbul – İpsala yolunun üzerinde olan M.Ereğlisi, tarihi eserleri, deniz sporlarına elverişli koyu, plajları,istakozu ve balığı, İstanbul’a yakınlığı, çok güzel bir turistik yol üzerinde bulunması, dikkati çeken ve hoşa giden yüksek yarım adası ile büyük turistik değerler taşımaktadır.
Marmara Ereğlisi Yunan, Roma, Bizans eserleri ile doludur. Yarım ada adeta bir açık hava müzesi görünümünde olup, şehrin kuzey ve batı kenarını çeviren dış surların yer yer hala kalıntıları mevcuttur. Yine M. Ereğlisi’nin bulunduğu tepenin Marmara’ya dönük yüksek eteğinde ve denize yakın yerinde tam bir yarım daire biçiminde açık hava tiyatrosu bulunmaktadır.
İlçede Turizm faaliyetleri 1965’li yıllarda başlamış ve 1970’li yıllardan itibaren hızlı bir gelişme süreci içine girmiştir. Yaklaşık 30 km uzunluğundaki kıyı şeridinde yer alan doğal plajlar İstanbul ile Trakya’nın birçok yöresinden insanı buraya çekmektedir. İlçe merkezinde 70 ve 100 yatak kapasiteli 3 adet otel mevcuttur. Ayrıca sahil şeridinde çok sayıda tatil siteleri, mokamp, günübirlik konaklamaya elverişli kamp yerleri bulunmaktadır. Ereğli’de 1964 yılından bu yana yapılan kazılarda, çeşitli tarihi dönemlere ait mimari eserler, lahitler, çanak-çömlek kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Bulunan eserlerin bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Tekirdağ Müzesinde sergilenmektedir.

HOŞKÖY
Tekirdağ’ın Şarköy ilçesine bağlı bir beldedir, 1969 yılında belediye ilan edilmiştir. 2000 nüfus sayımına göre 2329 kişi yaşamaktadır.
Belde halkının çoğu 1923 mübadelesi ile köye yerleşen Bektaşi ve Türkmen mübadillerdir. Sari Keçeli Türkmenleri, Yunanistan’ın Selanik iline bağlı Vardar nehri yakınında bulunan Gevgeli ilçesi, Nutya, Kara Sinanlı, Alçaklar, Vodina, Kılkış, Mayadağ, Poroy köylerinden mübadele ile göç ettirilmiştir. Bu bölgenin iklim kosulları Fransa ‘nın Bordeaux bölgesine çok benzemekle birlikte Bordeaux’dan daha ılıman oldugu söylenebilir. Yapılan bagcılık türü yine Fransa’nın Bourgogne bölgesiyle önemli benzerlikler gösterir. Araziler oldukça küçüktür. Belde halkı geçimini genelde zeytin ve üzüm yetiştiriciliği ile sağlamaktadır. Bölgenin en büyük balıkçı barınağı da Hoşköy’de bulunmakta olup her zaman taze balık bulma imkânı vardır.Hoşköy, İstanbul’a 240 ,Tekirdağ merkezine ise yaklaşık 100 km uzaklıktadır.
GANOHORA – Bir Bizans Metropolü: Kuruluşu antik çağlara dayanan beldemiz M.Ö. 1.yüzyılda Yunanlılar tarafından bir koloni şehri olarak kurulmuştur. Bizans döneminin din merkezi olan GANOHORA (Ganos – Gaziköy ve Hora – Hoşköy) metropolitliği civarında 6 kadar manastır bulunduğu söylenmektedir. Ganos (Işık Dağı), eski dönemde hristiyanların “Kutsal Dağ” kabul ederek hacı olmak için uğradıkları 980 metre yükseklikteki Trakya’nın en yüksek dağıdır. Bu bölgede yer alan manastırlarda rahipler kendi yiyeceklerini üretiyorlar, üretim fazlasını diğer yerleşim bölgelerine satıyorlardı. Ganohora kıyılarında gemilere yüklenen ürünler, deniz ötesi birçok metropole sevk ediliyordu. Amforalar ile taşınan şaraplar bu bölgeyi amfora üretim merkezlerinden biri haline getirmiştir. Bölgedeki şarap üretiminin yoğunluğunu Ganos mühürlü amforalara Akdeniz’in doğu ve batı ucundan, Marmara Denizi ve Karadeniz’in hemen her köşesinde rastlanmasından anlayabiliriz.
Zeytin ve şarap üretiminin gözde merkezlerinden Ganahora’nın tam karşısında zengin mermer yatakları ile ünlü Prokenessos (bugünkü Marmara Adası) bulunmakta idi. Bu iki merkez arasında yoğun bir deniz ticareti olduğu varsayımından yola çıkarak geçtiğimiz birkaç yıl içinde yapılan araştırmalar sonunda Marmara Adası kıyılarında çeşitli devirlere ait tam 13 adet gemi enkazına rastlandı. Adanın Tekmezar Burnu’ndaki bir batığın yaklaşık 20 bin amfora taşıması ise eski çağlarda bu bölgedeki üretimin ve ticaretin kapasitesine ilişkin en çarpıcı örnektir.
Bölgede yüzyıllardır manastırlardaki papazlar tarafından Kolorko, Yapıncak, Kınalı Yapıncak, Gamay ve Sémillon gibi birçok üzüm türünden şarap üretilmiş.
St. İoannis Theologos Manastırı Bölgedeki manastırlar içinde günümüze ulaşan tek kalıntı olma özelliğine sahip. Papaz Dionysuis (doğum adı ; Kalafatis) tarafından 1865 yılında yapılan manastırın inşaatı 49 yılda tamamlanıyor. 1865’de yapılan bu manastır, daha önceki bir Bizans manastırının kalıntıları üzerine inşa ediliyor. Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen Bizans manastırının ise İstanbul alınmadan önce yapılmış olduğu tahmin ediliyor. Bu arazinin Bizans manastırından da önce mezarlık olarak kullanıldığı biliniyor. Mezarlık 5.ve 6. yüzyıla tarihleniyor.
Bu bilgiler Melen Şarapçılığın internet sitesinde yer alan Patrikhane’den alınan Eklisiastiki Alithia dergilerinden derlenmiştir.)
Şarap üretimindeki tarihsel süreklilik amfora imalatı için de geçerli. Bölgedeki madensel yönden zengin sulardan elde edilen çamur amfora, tuğla, kiremit, çanak ve çömlek imalatında kullanılıyordu.Mürefte limanından Marsilya’ya daha sonra “Marsilya Kiremiti” olarak tanınan kiremit türünün ihraç edildiği bilinmektedir. Hoşköy’de bir süre öncesine dek birçok aile, geçimini fırınlarda pişirerek ürettikleri toprak kaplardan ve kiremit – tuğla ocaklarından sağlıyordu.
Osmanlı döneminde bölgede büyük ölçüde rum nüfus barınmaktaydı. Rumca’da Hora olarak anılan Hoşköy’ün 1800’lerde nüfusu 15.000 civarındaydı ve eski kayıtlarda Hora’da 40 kadar doktor olduğu söyleniyor.

Hora Feneri: Abdülmecit tarafından 1861 yılında Fransızlara yaptırılmıştır. Tamamen metal (demir) olan fenerin yapımında kaynak kullanılmamış, metaller civata ile tutturulmuştur. Yerden yüksekliği 20 metre ve bir o kadar da temelinin bulunduğu söylenmektedir. 96 kristalden meydana gelen fener kendi ekseni etrafında 360 derece dönerek görev yapar. Her tam dönüş 20 saniyede gerçekleşir ve bu sürede 4 kez çakar. Eskiden gaz lambası ile çalıştırılan fener şu an elektrikle çalıştırılıyor.
2007 yılı Haziran ayında yapılan ihale ile kiraya verilen Hoşköy Feneri’nin önümüzdeki yıllarda restorant olarak değerlendirilmesi bekleniyor.

Nasıl Gelebilirsiniz ?
Hoşköy, İstanbul’a 260 ,Tekirdağ merkezine ise yaklaşık 100 km uzaklıktadır. Hoşköy’e gitmek için TEM Otoyolundan gidip, Kınalı çıkışından Tekirdağ yönüne devam etmek gerekiyor. Tekirdağ’dan sonra da Şarköy istikametine doğru gidiyorsunuz. Yolunun 48. kilometresinde Karıştıran’dan güneye ayrılan 38 km’ik yolla önce Şarköy’e ulaşılır. Bu yol oldukça iniş çıkışlı ve virajlıdır. Şarköy’den Mürefte istikametine ilerleyerek Şarköy – Hoşköy arası zeytin ve üzüm bağları ile süslenmiş, yazlık sitelerin yan yana sıralandığı 20km.’lik yola devam edeceksiniz. Şarköy’den sonra sırasıyla Eriklice, A.Kalamış, Mürefte, Hoşköy ve Gaziköy geliyor. Yolculuk İstanbul’dan yaklaşık 3,5 saat sürüyor.

Otobüsle gelmek isterseniz, Şarköy Seyahat ve İstanbul Seyahat otobüs firmaları ile yazın her saat başı İstanbul’a araç bulmak mümkündür.

Hoşköy’ü Tekirdağ iline bağlayan Uçmakdere sahil yolu yeterince kullanılabilecek durumda değildir ancak manzarası uğruna bu yoldan gelmeyede değer. Tekirdağ’dan sonra Naip, Yeniköy, Uçmakdere, Gaziköy hattından Hoşköy’e ulaşabilirsiniz. Bu yol daha kısa olmakla ve eşsiz bir manzara sunmakla birlikte arabasını stabilize yollara sokmak istemeyenlere önerilmemektedir.

Görülecek Yerler: Hoşköy’de zeytinlikler ve bağlar arasında yürüyüş yapabilir, taze balık eşliğinde şarabınızı yudumlayabilirsiniz. Sabah erken kalkanlar denizden doğan güneşi seyredebilirler. Fener burnundaki kayadan midye çıkarıp yiyebilir, akşam üzeri çay bahçelerinde okey oynayabilirsiniz.

Gaziköy 
Hoşköy’e 4 km uzaklıkta deniz kenarında yer alan Gaziköy küçük bir sahil kasabasıdır.

Uçmakdere
Eşsiz bir vadide yer alan köy, eski evleriyle ve sahiliyle görülmeye değer. Burada uzun yürüyüşler yapabilir, denize girebilirsiniz.

Güzelköy (eski adıyla Melen) 
Hoşköy’ün hemen arkasında yer alan Güzelköy, çevresindeki bağları, taş evleri ve konukseverliğiyle çınar ağaçlarının kapladığı meydandaki kahvelerinde konuklarını ağırlamaktadır.
Tarihi Manastır Kalıntısı : Melen Şarapları’nın arazisi içinde yer alan bu eski manastır Hoşköy’le Güzelköy arasında yer almaktadır.

Hoşköy’de bakkal, market, kuruyemişçi ve manavlarda her aradığınızı bulabilirsiniz. Haftalık pazar perşembe günü kurulur. Sahil yolu üstünde internet kafe, çay bahçeleri ve dondurmacılar bulunmaktadır. Hoşköy Dondurmacısı’nın dondurmaları çok lezzetlidir mutlaka tadına bakın.

Sağlık ocağı mevcuttur. Sağlık Ocağı yarım gün çalışmasına rağmen günün her saati doktora ulaşabilirsiniz. Ayrıca Şarköy’de Devlet Hastanesi bulunmaktadır.

Bölgenin fay hatti olması sebebiyle kaynak sularına rastlanmakta olup Özkaynak şirketine ait tesislerde “Özgü” markalı doğal maden suyu üretilmektedir.

Şarabı, balığı ve karidesleriyle ünlü beldemiz

Tekirdağ’in Şarköy ilçesine bağlı beldemiz, 1969 yılında belediye ilan edilmiştir. 2007 nüfus sayımına göre 2.149 kişi yaşamaktadır.

Belde halkının çoğu 1923 mübadelesi ile köye yerleşen Bektaşi ve Türkmen mübadillerdir. Sari Keçeli Türkmenleri, Yunanistan’ın Selanik iline bağlı Vardar nehri yakınında bulunan Gevgeli ilçesi, Nutya, Kara Sinanlı, Alçaklar, Vodina, Kılkış, Mayadağ, Poroy köylerinden mübadele ile göç ettirilmiştir.

Belde halkı geçimini genelde zeytin ve üzüm yetiştiriciliği ile sağlamaktadır. Bu bölgenin iklim kosulları Fransa’nın Bordeaux bölgesine çok benzemekle birlikte Bordeaux’dan daha ılıman oldugu söylenebilir. Yapılan bagcılık türü yine Fransa’nın Bourgogne bölgesiyle önemli benzerlikler gösterir. Araziler oldukça küçüktür.

Bölgenin en büyük balıkçı barınağı da Hoşköy’de bulunmakta olup her zaman taze balık bulma imkanı vardır.

Türkiye’nin İlk Butik Şarabı

Bugün de Türkiye’deki butik şarapçılığın en kaliteli örnekleri üretiliyor bölgede. Türkiye’nin faaliyeti sürdüren en eski şarap imalatçılarından Çetintaş ailesi tarafından üç kuşaktır üretilen “MELEN” şaraplarının kalitesi ve tadı mükemmel.

Üstelik şarap şişelerinin üzerinde yer alan amblem Ganos amforalarının üzerindeki mühürü anımsatıyor.

Hoşköy Ganos fay hattının tam üstünde olması nedeniyle tarih boyunca sık sık depremler geçirmiş, en son 1912 depreminde yerle bir olmuştur. 1999 depreminde ise İlköğretim Okulu kullanılamayacak hale gelmiş olup 2002 yılında yeni okul inşaatı tamamlanmıştır.

Denizi temiz ancak çakıllı olan Hoşköy, poyraza açık olması nedeniyle yaz mevsiminin büyük bölümünü rüzgarlı geçirir. Liman içinde yer alan müzikli çay bahçeleri dışında eğlence yeri yoktur ancak sessiz ve el değmemiş ortamlarda tatil geçirmeyi sevenler için ideal bir mekandır.
UÇMAKDERE KÖYÜ
Tarihi :Köyün Rumca’daki adı”Avdimio”‘dur.”Hoş yer” anlamına gelmektedir.Rumlar AVDiMiO adını kullanırken,yörede yaşayan Türk Yörükleri Uçmakdere’ye “AVDiN” demişlerdir. Rumlar zamanında önemli bir şarap üretim merkezi olarak faaliyet göstermiştir.l918’te çekilmiş bir fotoğrafa göre; köyde yaklaşık 500 hane bulunmakta olup;evlerin çoğu 3 katlı ve camekanlıdır.Köyde 3 tane eczane,2 kilise,3 ayazma (kutsal çeşme),2 Maşatlık (Rum mezarlığı)ve 2 ahşap köprü olduğu,her sokakta kandiller yandığını,3 yol ağızlarında ise “Talika”ların birbirlerini görebilecekleri dev aynaların olduğu,her evin altında tonlarca şarap alabilen mahzenlerin olduğu,ziyarete gelen Rumlar tarafından anlatılmaktadır. Özellikle “Çavuş Üzümleri”nin Amerika’ya buradan gönderildiği resmi kayıtlarda bulunmaktadır. 1924 yılındaki mübadele ile köydeki Rum ahali Yunanistan’a göç etmiş, yerlerine Selanik’in Gevgeli-Karasinan ve Mayadağ kazalarından gelen Türkler yerleştirilmiştir. Köyde Osmanlı’ya ait hiçbir Kültür mirası olmaması da manidardır. Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.
Turizm :Köyün sahilinde “MOCAMP ÇINAR” adında her türlü ihtiyacınızı giderecek şekilde gruplar ve aileler için organize edilmiş  tarihi çınarların altında,açık hava restoranı ve piknik alanları bulunmaktadır.Aile için piknik yerleri,özel pansiyonlar ,çay bahçesi ve güneşlenme için çakıl sahili bulunmaktadır.Gözleme,tost,taze balık,köfte ve köy şarabı servisi alabileceğiniz lokantalar mevcuttur.Hafta sonları AYVASIL mevkiinde de ; sevdiklerinizle paylaşacağınız, piknik ortamları mevcuttur. Ayrıca Ayvasıl mevkiinde yamaç paraşütü yapma imkânı da vardır. Köye giriş ve çıkışlarda da mis kokulu “Organik Köy Ürünleri”ni satın alma imkanınız bulunmaktadır.Hele hele “Uçmakdere Balı” son yıllarda en rağbet gören ürünlerimizdendir.
Coğrafya : Tekirdağ iline 35 km, Şarköy ilçesine 35 km,Çerkezköy’e 96,Çorlu’ya 72 km,Hayrabolu’ya 89 km uzaklıktadır.İstanbul’a ise sadece 170 km uzaklıktadır.Zaten gittiğinizde Marmara Bölgesi’nde böyle bir doğal güzelliğin varlığı sizleri oldukça şaşırtacaktır.Uçmakdere Köyü’nün sırtını dayadığı GANOS DAĞI (950 m) ,Trakya’nın ikinci büyük yükseltisidir.Uçmakdere Köyü ,Marmara Adası’na denizden 18 km,Avşa’ya 28 km uzaklıktadır.Geleceğin turizm gözdesi olacak olan Uçmakdere’ye bir an önce gidiniz.Belki yakında bazı şeyler değişecektir,değil mi? İklim Köyün iklimi, Marmara iklimi”KARASAL İKLİM “etki alanı içerisindedir.Yazları sıcak ve kurak,kışları soğuk ve yağışlı geçer.Kar yağışının yoğunluğu sularımızı bire-bir etkilemektedir.Köy merkezimiz denizden 110 metre yükseklikte olup; sahile indikçe ılıman bir iklime geçiş gözlemlenmektedir.Ayvasıl Mevkii’nde ise AKDENİZ İKLİMİ yaşanmaktadır.
Ekonomi :Köyün ekonomisi bağcılık,hayvancılık,keçi ürünleri,pekmez,zeytinyağı,şifalı otlar,organik bal üretimi,ıhlamur ve adaçayı gibi kalemlerden oluşmaktadır.Bu yıl (2010) bir kaç aile tütün ekimi yapmak için gerekli hazırlıkları yapmışlardır.Köyün geleceği bir bakıma gezi ve kültür turizmine bağlıdır.Köylü olarak “Yamaç paraşütü ve Doğa gezileri” yapan kurum ve kuruluşlardan ; gözle görülebilecek bir ilgi beklenmektedir.Hafta sonu veya günü birlik gelen misafirlerimizinde köylülerimizi yüreklendirmesi halinde;köyümüz ve yöremiz büyük bir kalkınma içinde olacaktır.
Altyapı bilgileri: Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır.10 adet öğrenci 10 km uzaklıktaki “Hoşköy İlköğretim Okulu'”na devam etmektedirler.Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi yoktur Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır ancak faal değildir,Muhtarlık tarafından pansiyon olarak kullanılması düşünülmektedir.Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt değildir,2010 yazında asfaltlama çalışmalarına başlanacaktır.Köyde elektrik ve sabit telefon vardır.Köy internetle 2008’in Mart ayında tanışmıştır.Adrese dayalı nüfus sistemine göre 220 adet boş ve dolu konutlara numara tahsis edilmiştir.Köy yerleşimi içinde kayıtlı 142 hane ve eklentileri olup;köyle sahil arasında bağ evleri ve yazlıklardan oluşan 78 hane ve eklentisi bulunmaktadır.Kışın 200 kayıtlı seçmeni olan köyün nüfusu,yazın okulların tatil olması dolayısiyle 600’e ulaşmaktadır.Köyümüz gün geçtikçe cazibe merkezi olma konusunda olumlu sinyaller vermektedir.
Kaynak : http://www.ucmakderekoyu.com/

Video izlemek için fotoğrafı tıklayınız
ŞARKÖY-MÜREFTE
Mürefte’nin Tarihi:  
Cumhuriyet YıllarıMürefte Cumhuriyetin ilanından sonra Tekirdağ iline bağlı ilçe merkezi olup nüfusun fazlalığını Rumların teşkil ettiği kozmopolit bir bölge olarak karşımıza çıkmaktadır.1920 yıllarında 1000 Rum,200 Türk ve 3 Hane Ermeni Yaşamaktaydı.1926 yılında hiç ekalliyet kalmamış olup 1936 Montrö antlaşması ile de tamamen bölgeden ayrılmıştır.1925 yılında Şarköy Gelibolu Sancağından Tekirdağ vilayetine dahil edilince Şarköy veya Müreftenin Kaza olma durumu çok ilginçtir.Çünkü bu tarihte Mürefte ilçe merkeziydi,T.B.M.M. mürefte’yi ilçe merkezi olarak kabul ettiğine dahil telgrafın mürefteye gelmesi üzerine eşraftan KARA ALİ ve ENVER AĞANIN birlikte hazırladıkları bir demet lahana ve pırasayı allayıp pullayıp üzerine ‘MÜREFTE ALDI KAZAYI,ŞARKÖY ALDI PIRASAYI ’şeklinde taciz edici şekilde Şarköy göndermişlerdi.Şarköyün o tarihte ileri gelenlerinden BULGURLU AHMET ve MEHMET AĞALARDA bu durumu hazmedemeyip bu çirkin olayı Ankara hükümetine iletmiştir.T.B.M.M de yeniden oylama yapmış ve zamanın Kırklareli Milletvekili Merhum Şevket Kaltak kıran desteğiyle ilçe merkezliği Mürefteden alınmış Şarköy’e verilmiştir o tarihten itibaren Mürefte Şarköye bağlı Bucak merkezidir.1946 yılında Behçet Mutuk’un çabaları neticesi Mürefte’de yeniden belediye teşkilatı kurulmuştur. Bugünkü Mürefte’nin bu hale gelmesinin esas mimarları Kazım Dirik Paşa ile 1936 yılında bucak müdürü olan merhum Kemal Karol bey dir.Müreftenin şehircilik planı Kazım Dirik Paşa tarafından bizzat yaptırılmıştır olup şehir içersindeki tüm yollar doksanar derece ile kesiştirilmiştir.
Lale Devri: Lale devrinde ‘KÜÇÜK İSTANBUL’ OLARAK adlandırılan ve Lale devrinin tüm ihtişamını yaşayan bu bölge,büyük Lale ve Gül bahçelerinin bulunduğu,her türlü eğlence aleminin yapıldığı,büyük bir ticaret merkezi olarak,tarihin içinde erimiş bulunan Mürefte,Eriklice,Tepe köy ve Hoşköy.
650 yıllık taş kalıntılarının bulunduğu,anforaların denizden çıkartılarak evlerde testi olarak kullanıldığı,Manastır ve Kiliselerinden, tarihi eserlerin bulunulduğu; saklı kalmış bir Mürefte.

Yukarıda Cami’n in karşısında bulunan hamam,halen Müreftelilere zengin bir yaşlının hovarda oğluna baktığı gibi bakmakta,ve tarihi değeri olan büyük bakır kazanını adeta yalvararak geri istemektedir.Bu hamamın karşısında rumlardan kalma ve şarap deposu olarak kullanılan halen faal yapının köşesindeki demir kapının üzerinde hicri 1299 yazısı tarihi binanın yaşını ortaya koymaktadır.sahip leri tarafından kullanılmayan bu binagördükleri depremleri,yangını ve hovardaca kullanıldığını Müreftelilere haykırmaktaydı.Bu binanın ikinci katında bulunan deniz manzaralı oda tavanında adeta Leonardo Da Vinci nin fırçasından çıkmış gibi bugün değeri ölçülemeyecek şekilde renk armonisiaks eden,mitolojik bir resim mevcuttur.
1910 lu yıllara kadar Kirazlı sırtlarında bir yerdeğirmeninin bulunduğu yine aynı yıllarda Lisenin yanındaki yolun SARRAFLAR Çarşısı olarak kullanıldığı gizemli ve hayranlık duyulacak Mürefte..Bir çok sarnıçlı Rum evleri vardır.

SARAY ÇAMLIKOY (KASTO)
Tarihi kültürel ve Arkeolojik değerler
Saray’ın eski bir yerleşim merkezi olması ve yine Eski Edirne-İstanbul yolu üzerinde olması ilçenin önemini arttırmıştır. Saray ilçesinde tarihi ve kültürel değerlerin varlığı da dikkati çeker.
Güneşkaya: Saray ilçesinin 2 km. batısındadır. Eski bir yerleşim merkezi olan bu alanda mağaralar ve tarihi kalıntılar vardır. İlimizin en eski yerleşim merkezi burasıdır. Yapılan yüzey araştırmalarında M.Ö. 5000- 3000 kalkolitik çağ buluntularına rastlanmıştır.
Güngörmez Mağaraları: Güngörmez karayolunun 3. Km’sinde Saray’ın güneyinden geçen Galata deresinin dik yamaçlarında yeralırlar M.Ö. 5000-3000 kalkolitik çağ buluntularına rastlanmıştır.
Bizans Su Yolları: Vize’den gelerek Ergene deresi su kaynaklarından beslenerek vadilerde kemerli su köprüleri inşa edilerek İstanbul’a kadar giden antik su yolları Saray çevresinden geçmektedir.

Ayas Paşa Camii: Sadrazam Ayas Mehmet Paşa ( 1536-1539 ) tarafından 1539’da yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılmıştır. Tek şerefeli ve silindirik gövdeli bir minaresi vardır. Yapı, tek kubbeli ana mekân ile son cemaat mahfelinden ibarettir.
Ayas Paşa Hamamı: Sadrazam Ayas Mehmet Paşa’nın yaptırdığı külliyenin hamamıdır. Ayas Paşa Cami’nin yanında yer alır. Cami ve hamam ilçede bulunan tek Osmanlı Devri mimari eseridir.

Turizm
Saray ilçesinin turizm açısından önemi Tekirdağ ilinin Karadeniz’e açılan tek kapısı olması ve bunun yanında Istıranca Dağlarının bir bölümü, bu ilçemiz sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Eski adıyla Kastro, şimdiki ismiyle Çamlıkoy Trakya’nın Bahçeköy deresinin Karadeniz’e döküldüğü bu küçük koy 2.5 km kumsalıyla, Saray’ın sahil şerididir.Yıldız Dağları ormanları ve Karadeniz’in güzelliklerini bir arada barındıran, yeşil ile mavinin kucaklaştığı Çamlıkoy yurdumuzda eşine ender rastlanan turizm merkezlerinden biridir.

Saray’dan Çamlıkoy’a kadar olan yol güzergahı da Yıldız Dağlarından (ormanlarından) geçer. Güzergahta yapılan dağ evleri, nehir boylarındaki mesire yerleri görülmeye değerdir. Kastro yöresindeki 329 hektarlık karaçam ormanı 18 Nisan 1988 tarihinde Doğayı Koruma Alanı (Milli Park) olarak ayrılmıştır.
Orman İşletmesi tarafından piknik ve dinlenme yeri olarak düzenlenen bu alanda bazı hizmet tesisleri ve konaklama yerleri vardır. Aynı yerde dinlenmek, kayık gezintisi yapmak ve denize girmek mümkündür. Bu doğal plaj, ilçeye 27 km uzaklıktadır.

Reklamlar


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s